Over lokalizasyonu

OVARYAN GEBELİK
GEBELİĞİN YUMURTALIK ÜZERİNE YERLEŞMESİ

Ektopik gebelikler en sık tubada görülür ancak tuba dışından en sık görüldüğü yer overlerdir, overde yerleşmesine ovarian gebelik denir. Ovaryan gebelikler tubal ektopik gebeliklerin aksine tubada (tüplerde) meydana gelen hasarlarla ilişkili değildir. Rahim içi araç (RİA) kullananlarda risk artışı söz konusudur.
Tüm gebeliklerde 1000’de 1’den daha az sıklıkla, tüm ektopik gebeliklerin yaklaşık %1-3’ünü oluşturacak kadar görülmektedir. Nadiren miada kadar yaşayabilir ve canlı doğumla sonuçlanabilir.

Tanı için Spiegelberg kriterleri kullanılır:
– Over lokalizasyonunda gestasyonel kese bulunması
– Kese uterusa ovaryan ligamen ile tuutnmuş olmalı
– Gestasyonel kese duvarında ovaryan doku histolojik olarak gösterilmeli
Çok nadiren bilateral ovaryan gebelik vakaları bildirilmiştir (kaynak).

Tedavi:
Metotreksat tedavisi veya ovaryan wedge rezeksiyon, ooforektomi uygulanabilmektedir.

Ektopik gebelik tanısı

DIŞ GEBELİK (EKTOPİK GEBELİK)
Dış gebelik döllenmiş yumurtanın rahim içi dışında bir yere yerleşmesidir. En sık tüplerde olmak üzere bunun dışında yumurtalıklarda, servikste ya da karın içinde (abdominal gebelik) olabilir. Dış gebelik % 95 oranında tubalarda (tüplerde) olmaktadır. Tüplerde en çok tüpün ampulla denen bölgesinde (%70-90) ve ikinci sıklıkla da tüpün istmus denen bölgesinde (%10-20) yerleşir. Tüpte en az yerleştiği bölge kornual (intramural) bölgedir. Kornual bölgedekiler en geç rüptüre olanlardır. İstmik bölgedekiler en erken rüptüre olmaya meyillidir.

Tüpler (tuba) dışında en sık görüldüğü yer overlerdir. Bunun dışında abdominal, intraligamenter, servikal, sezaryen skarında yerleşim gösterebilir.

Sıklığı:
Yaklaşık olarak toplumda görülen her yüz gebelikten biri – ikisi dış gebeliktir.

Dış gebelik en önemli anne ölüm sebeplerinden birisidir. İlk trimesterde yani gebeliğin ilk 3 ayında anne ölüm sebeplerinin başında gelir.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın
Belirtiler:
– Karın veya kasık ağrısı
– Adet gecikmesi
– Vajinal kanama
– Tansiyon düşüklüğü
– Çarpıntı
– Baş dönmesi ve bayılma
– Bulantı, kusma

Nedenleri ve risk faktörleri:
– Geçirilmiş salpenjitis (Tüplerin iltihabı)
– Tüplere ait doğumsal anomaliler
– Apandisit, yumurtalık kisti operasyonları veya barsak operasyonları gibi alt karın bölgesine yapılan ameliyatlar
– Tüplerin etrafındaki yapışıklıklar
– Tüp bebek tedavileri
– Endometriozis
– Daha önceden dış gebelik geçirmiş olmak
– Daha önce tüplerle ilgili ameliyat geçirmiş olmak
– İntrauterin DES maruziyeti
– Multipe seksüel partner
– İleri yaş
– Multiparite
– İnfertilite tedavileri
– Zenci ırkta daha fazladır
Alttaki videoda ameliyatla çıkartılmış olan dış gebelik materyali izleniyor. Videodaki dış gebelik büyük olduğu için bebek net olarak oluşmuş ancak her zaman bu şekilde olmaz. Bebek net olarak oluşmadan sadece kese şeklinde küçük dış gebelikler de sık görülür.
Teşhis:
Ektopik gebelik tanısı hastanın hikayesi ve yukarıda anlatılam şikayetleri, muayenesi, ultrason ve gebelik testleri ile değerlendirilmesi esaslarına dayanır. Genel olarak gebelik testi pozitif olmasına rağmen rahim içerisinde gebelik kesesi görülemeyen bir hastada dış gebelik ihtimali düşünülür. Rahim içerisinde gebelik görülememesinin sebebi hastanın düşük yapmış olması da olabilir. Dış gebelik ve düşük (abortus) ayrımını yapmak için ise kanda gebelik testi (B-HCG) değelerinden faydalanılır. Düşük yapmış hastada gebelik materyali artık vücüttan atıldığı için B-HCG değerleri giderek azalır fakat dış gebelik durumunda B-HCG genellikle ya artar ya da aynı seviyede kalır. Bazen rahim dışarısında tüplerde yada karın içerisinde bulunan dış gebelik materyali ultrasonda izlenebilir. Yine düşük ve dış gebelik ayrımı için rahim içerisinden küretaj ile alınan materyalin incelenmesi işe yarayabilir. Bu küretaj materyalinde gebelikten kalan parçalar (koryonik villuslar) izlenirse düşük ihtimalini düşündürür. Bazen kesin tanı laparoskopi ile konur.
(Not: Dış gebelik tanısında en önemli faktörlerden birisi kanda gebelik testi (B-HCH) olsa da çok nadiren BHCG değeri sıfır olan dış gebelik (rüptüre veya değil) vakaları literatürde bildirilmiştir. Bizim de bu şekilde rastladığımız 1 dış gebelik olgusu vardır.)

Ektopik gebeliği düşündüren ve karın ağrısı olan hastada karın ağrısı yapan kist rüptürü, düşük, pelvik enfeksiyon, apandisit gibi diğer nedenlerde mutlaka akılda tutulmalıdır.

Tedavi:
Eğer bir yırtılma meydana gelmişse ve iç kanama mevcuttsa tadavi cerrahi girişimdir. Laparoskopik (kapalı ameliyat) veya açık ameliyat (laparatomi) uygulanabilir fakat genellikle laparoskopi tercih edilir. Dış gebeliğe bağlı tüp yırtılması olmuşsa ve aşırı kanama meydana gelmişse ve aşırı şişman ya da daha önceden karın ameliyatları geçirmiş hastalar gibi durumlarda açık cerrahi tercih edilir. Ameliyat laparoskopik (kapalı ameliyat) ya da açık ameliyat olduğunda şayet dış gebelik tüpte izleniyorsa tüp dış gebelikle beraber tamamen alınabilir (salpenjektomi) ya da tüpün içerisinden dış gebelik temizlendikten sonra tüpe yapılan kesi onarılarak tüp bırakılabilir (salpingotomi, salpingostomi). Ya da fimbrial ekspresyon (milking) denen yöntemle dış gebelik tüpten dışarıya çıkartılabilir fakat bu yöntem pek tercih edilmez. Özellikle tüpün dış gebeliğin aşırı büyümesine ya da tüp duvarını yırtmasına bağlı parçalandığı durumlarda tüpü tamamen almak gerekir. Çok nadiren dış gebeliğin rahime (uterusa) çok yakın yani interstisyel bölgede olduğu durumlarda mecburen rahimin de alınması (histerektomi) gerekebilir.

Bir diğer tedavi yaklaşımı ise ilaç tedavisi yani kemoterapi (metotrexate) uygulanmasıdır. Bu durumda tek doz ya da çoklu doz (multi doz) metotreksat uygulaması yapılarak günaşırı B-HCG takipleri ile gebeliğin kaybolması izlenebilir. Bu tedavi ile dış gebelik kaybolmazsa ameliyat gerekebilir. Metotreksat tedavisinin bulantı, kusma, stomatit (ağız içinde iltiyap, yara), ishal, mide ülseri gibi yan etkileri olabilir.

Bazen özellikle ilk bakılan b-HCH değeri düşük olan hastalarda ne ilaç tedavisi ne de ameliyat yapmadan dış gebelik kendi kendisine (spontan) kaybolabilir.

İmmunolojik (bağışıklık) faktörler

TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER (HABİTÜEL ABORTUS)
Tekrarlayan düşük (Tekrarlayan Gebelik Kayıpları)
(Habitüel, Rekkürren Abortus) (Mükerrer düşükler)

Gebeliğin 20. haftasından önce üç veya daha fazla kendiliğinden düşük (abortus) olmasıdır. Çiftlerin yaklaşık %1-2 ‘sinde bu sorun vardır.
Sebep olarak rahimle ilgili anormallikler yada pıhtılaşma bozuklukları bulunabileceği gibi %50 sinde sebep bulunamaz.

Nedenleri:
Genellikle genetik bozukluklar ve embriyo oluşumundaki problemlerlerden kaynaklanır. Ayrıca hipotiroidizm, hormonal bozukluklar, sistemik lupus eritematozis, böbrek hastalığı, uterus anomalileri, servikal yetmezlik, bazı enfeksiyonlar gibi kronik sistemik hastalıklarla da ilişkili olabilir.

Sadece 1 düşük bir çok kadında görülen bir olay olduğu için düşük nedenini araştırmak için 3 düşük yapan kişiler değerlendirilir.

Kadında daha önce geçirilmiş düşük sayısı arttıkça tekrar düşük yapma riski artmaktadır:
1 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 15
2 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 24
3 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 30
4 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 40-50

Anne yaşı arttıkça düşük yapma riski artar:
30 yaş altında ortalama düşük riski % 7-15
30-34 yaş arası ortalama düşük riski % 8-21
35-39 yaş arası ortalama düşük riski % 17-28
40 yaş üzerinde ortalama düşük riski % 34-52

Tekrarlayan düşüklerde nedenler:
1. İmmunolojik (bağışıklık) faktörler
2. Trombofilik (pıhtılaşma) faktörleri ile ilgili bozukluklar
3. Endokrin (hormonal) faktörler
4. Anatomik faktörler (rahim anomalileri vb.)
5. Genetik Faktörler
6. Enfeksiyöz Faktörler
7. Çevresel Faktörler ve Beslenme
8. Anneye ait hastalıklar
9. Sperm ile ilgili faktörler

Yukarıdaki nedenlerden en sık immünolojik faktörler ile ilgili nedenlere rastlanır. Fakat tekrarlayan düşükleri olan kadınların %50 ‘sinde bütün araştırmalar yapılmasına rağmen hiçbir neden bulunamaz.

İmmünolojik nedenler: Vücuttaki bağışıklık sistemine bağlı patolojilerden kaynaklanan nedenlerdir. Antifosfolipid sendrom bu gruptandır. Bu nedenleri araştırmak için antikardiyolipin antikor, lupus antikoagulan ve ANA, anti-troglobulin antikor gibi araştırmalar yapılır. Bu tür patolojiler saptanan hastalarda genellikle tedavide aspirin, heparin gibi ilaçlar, nadiren immunsüpressif tedavi gibi seçenekler kullanılır.

Trombofili (pıhtılaşma) ile ilgili nedenler: Bu hastalarda pıhtılaşmaya eğilim vardır. Bu hastalarda damar tıkanıklığı ve ölü doğum öyküsü olabilir. Bir çok genetik mutasyon kalıtımsal olarak pıhtılaşmaya eğilimi arttırır. Bu konu ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilrisiniz. Bu pıhtılaşma bozukluklarından en sık görülenler:
– Faktör V Leiden Mutasyonu (Aktive Protein C rezistansı)
– Protrombin G20210A Mutasyonu
– Metilen Tetrahidrofolat Redüktaz Enzimi Gen Mutasyonu (hiperhomosisteinemi)
– Antitrombin 3, Protein C, Protein S eksikliği
Tedavide genellikle düşük doz Aspirin ve heparin (kan sulandırıcı iğne) kullanılır.

Endokrin (hormonal) nedenler: Luteal faz defekti, Polikistik Over Sendromu, Diabetes Mellitus, Tiroid Hastalıkları, Hiperprolaktinemi gibi nedenlerdir.

Gebeliğin ilk trimesterinde (ilk 3 ayda) kan şekeri kontrolu kötü olan, HbA1c seviyesi yüksek olan gebelerde hem abortus hem de fetal anomali sıklığı artmıştır. Bu yüzden gebelikten önce şeker hastalığı olanlar kan şekeri kontrolleri açısından çok sıkı izlenmmelidirler. Kan şekeri kontrolü iyi yapılırsa düşük riskinin artmadığı görülmüştür.

Anatomik faktörler: Myom, uterin septum (rahim içerisinde perde), rahimde doğumsal anomaliler, intrauterin sineşi (rahim içi yapışıklıklar) olabilir. Bu nedenlerin ameliyatla düzeltilmesi gerekebilir.

Servikal (rahim ağzında) yetmezlik: Genellikle ağrı ve kanama olmaksızın ani ortaya çıkan servikal kanalda (rahim ağzında) genişleme ve gebelik materyalinin vajene atılmasıyla devam eden, tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olan bir problemdir. Bu hastalara 13-14 gebelik haftalarında rahim ağzına dikiş konur (mcdonald serklaj). Detaylı bilgi >>

Genetik faktörler: Habitüel abortuslarda %3.5-5 oranında saptanmaktadır. Abortus sıklıkla ilk trimesterde görülmektedir. En sık dengeli translokasyonlar görülmektedir. Habitüel abortus sebebinin araştırılmasında özellikle ölü doğum ve anomalili doğum öyküsü olan çiftlerde karyotip analizi yapılabilir.

Çevresel faktörler ve beslenme:
Tekrarlayan abortuslarda %5-10 oranında saptanmaktadır.
Tekrarlayan abortuslarla ilişkileri tartışmalı olsa da muhtemel faktörler:
– Sigara
– Alkol
– Aşırı kahve tüketimi
– Organik çözücüler
– Ağır metaller (Hg, Pb)
– Anestetik gazlar
– İlaç kullanımı

Anneye ait hastalıklar:
Anneye ait bazı hastalıklar da tekrarlayan düşüklerde neden olarak dikkati çekmiştir:
– Diabetes mellitus (Şeker hastalığı)
– Kronik hipertansiyon
– Böbrek hastalıkları
– Sistemik lupus eritematozis (SLE)
– Antifosfolipid antikor sendromu
– Çölyak hastalığı
– Tiroid hastalıkları

Nedeni açıklanamayan tekrarlayan düşükler:
Tekrarlayan düşüklerin %50’sinde hiçbir neden bulunamamaktadır.Bunlarda %70-75 başarılı gebelik oluşma şansı vardır. Bu gruptan bazı hastalara ampirik olarak aspirin tedavisi verilmektedir. Sıkı takip, duygusal destek, stresin azaltılması, iyimser olmanın faydası olabilir.

Tedavi:
Tedavi yukarıda anlatılan nedenlerden hangisi bulunmuşsa o nedene yönelik planlanmalıdır. Pıhtılaşma bozukluğu saptanan bazı hastalarda aspirin ve/veya pıhtılaşmayı önleyici (kan sulandırıcı) iğneler kullanılır. Herhangi bir nedeni bulunamayan açıklanamayan tekrarlayan düşüklerde ampirik olarak düşük doz aspirin tedavisi genellikle kullanılmaktadır. Rahim içerisinde septum, myom, polip gibi patolojiler saptanmışsa bunların ameliyatla alınması gerekir.